••••••BODRUM SANA BENZER••••••

Çarşamba, Haziran 25, 2008 · Kategori: Siirlerim

 

 

Cennet şöminesi güneş tamamen yaydı ateşini.Artık fark etmiyor,sabahın onu ay da akşamın beşi. Hava yanıyor, toprak çatlıyor.En sert tenler bile buram buram tuz kanıyor.

Bir deniz olmalı :

 

Kış dargını , yaz yangını bedeninle sarmaş dolaş düşeceğin, mavi yatak beyaz şilte cebelleşeceğin bir deniz olmalı.

 

Bir meltem olmalı :

 

Denizlerin ufkundan dağların çam kokuları arasından hafif keşişlemeli, buğu işlemeli bir meltem olmalı ruhunun derinliklerine işlemeli

 

Bir göz olmalı :

 

Temmuz yanığı bakışları göz bebeklerinden gönlünün en bakir köşelerini delmeli. Bir el bir belle, bir avuç ay bir bardak meyle tek ruhta tek bedende ayinleşeceğin bir beden olmalı.

 

Bir aşk yaşanmalı…

 

Günleri ertelemeden, yarınların ne getireceğini düşünmeden, Temmuz sıcağından çekinmeden yaşayacağın bir aşk rüzgarı olmalı. Öyle bir rüzgar ki, aynısını bir daha estiremeyeceğin beyaz dalgalar üreten bir aşk rüzgarı.

 

O deniz Ege , o yer Bodrum, o meltem güneyli,o aşk ve sevgili belki de hiç olmayacak Bodrum’un ona benzediği…

 

Ten ve gönüllerinizin bahar serinliğinde olması dileğimle, Bodrum Sana Benzer kitabımla aynı ismi taşıyan şiirimi sizlerle paylaşıyorum

 

Hani,

Mavilikler içinde sevişen

Aşk sarhoşu sevgililer

Nasıl kaybolurlar gün doğumunda

Sevgili bana

Gün doğumu sana benzer

Aşk delice tutkuludur

Bodrum’a

Aşk bana

Bodrum sana benzer

Nasıl mest eder sevdalıyı

Tanrısal koylar

Sevdalı bana

Koylar sana benzer

Hani Bodrum gecelerinde

Ruhani bir haz verir ya mey

Sarhoş bana

Mey sana benzer

Hani

Gün batımı vardır ya

Bodrum’da

 Baktıkça yakan

Şairi peşine takan

Şair bana

Gün batımı sana benzer

Hani ayrılırken

Nasıl burulur yüreği

Sevdalının

Oysa Bodrum gülümser

Yürek bana

Bodrum sana benzer

 

 

YA SEN?

Pazartesi, Nisan 28, 2008 · Kategori: Siirlerim

 

 

 

         Ellerimizi birleştirmemize karşın tek yürekte yoğuramamıştık aşkı.aynı gökyüzüne aynı söylemle bakmamıza karşın nasılda farklı görmüşüz meğer yıldızlaşmayı.

yıllar gösterdi işte.

         Aşk;kural tanımaz duyguların en asi haliydi ,bizde doğru tanılamıştık.o anlarda demiştikde.

"senin benden benim senden önemli hiç bir şeyimiz yoktur dünyada."ya yıldızlar,ya dönüşüm.düşünmemiştik.ilk yıldız virajında ben önceliğini nasılda değiştirmiştin bir anda.

          Seçme işiydi aşk.seçerken:sancılar çekecek,geceler günler boyu düşünecektin.dönüşümlerde örtüşmeleri  hesaba katacaktın.derin düşüncelerde erecektin.

seçtiğine ulaşamazsan acılar çekecektin,bekleyecektin.

           Güçtü aşk bir mukavemet işiydi.deli dalgalara,amansız fırtınalara direnme süreciydi.

sonsuzdu aşk ölümsüzlük gerçeğiydi.zayıf ruhların gölge duyguların işi değildi.

            Tek fiskede dağıldın.iki üç acı satırdan sonra,ayrı ayrı baktığımız dağ düğümleri

arasında ben sonsuz aşka kelebekler uçururken,sen;pazuzu yu humbabalara acımasızca

kırbaçlatacaktın,kalbimi değil ruhumu acıtacaktın.

            Kıyamamıştım yine de seni perilere emanet etmiştim,tınmamıştın.

            Cesurların işiydi aşk,devrimcilerin;sonsuz arayışıydı ,sonsuz sevgiyi.Sen cesur değildin,

ben devrimciydim.

             Aynıydı gelişlerimiz hemen hemen.çok farklı gidişlerimiz oysa.aşk, gösterdi işte.

ben dönüşüme sonsuz aşk yıldızına, aşkımla  örtüşerek billursu  gaz olarak giriyorum .

             Ya sen,yinede üzülürüm metan yığınlarına karışırsan.

 

 

Hüseyin Tahmaz

AŞK DÜKÜ

Pazartesi, Nisan 21, 2008 · Kategori: Siirlerim

    Cehalet korku dokurken,parmak sallarmış kırmızı gözlü adam "ölüm var" diyerek. Oysa ölüm en unutulmuş masallarda gözyaşı dökermiş adının kullanılmasının verdiği acıyla..

     Musanın korkusunu yaymaya çalışırken pitika; koyun dolarmış bir anda köyden şehre inen patika.Din baronu ellerini ovuşturur, övgüler dizermiş "seni zeki çobanköpeği seni pitika". "Hey patron biraz daha malk mülk lazım bana" bakar bakar olayın anlam ve mealini çözmeye çalışırmış gariban Mehmet. Bedava gazeteler yazarmış "hey mehmet GASTE bu GASTE bil bakalım :

 

uruman musa

kuyruğu kısa

asıldım da gelmedi

yıssa da yısa"

 

Çok uzaklardaerdemli kuyruklu yıldızlar yeni bir yaşam oluşturmak adına çarpar dururmuşlar tertemiz saf bir genç yıldıza...

 

Hadi bir kapak daha, az kaldı az...

 

   

 

 

Aralıksız on beş kapak açmışım

Bulutlarda geziyorum uçmuşum

Taşa dönmüş şehrin tüm tepeleri

Meğer ki ben günahmışım suç muşum

 

Kaos gemileri almış yükünü

Geçiyorlar ilk dönüşüm bükünü

Azap takmış yemyeşil küpeleri

Sorguluyor canların gen kökünü

 

Sonsuzluğun torpil bilmez hakimi

Sorar söyle hele neden sakimi

Toplarda gözümde tüm körpeleri

Sorarım hakim tek rengin haki mi

 

Karadelikleri kapalı ucu

Reis sorar yanıt ver ey tapucu

Tabpucu yanıtlar suçlu hu hucu

Bir de siyasetin yoz efeleri

 

Ardı ardına on beş kapak açmışım

Tehditlerden çekinmeden içmişim

Başucumda yeşil baş küfeleri

Etrafıma gülücükler saçmışım

 

Sorguları bitmiş kara sarıklar

Düşüyorlar açıldıkça yarıklar

Sevgi açmış yeni tarifeleri

Yeniden yapılanırken kırıklar

 

Kaos gemileri dökmüş yükünü

Arındırmış kötülüğün kökünü

Yeşillenmiş şehrin tüm tepeleri

Keşfe koymuş güzellik aşk dükünü

 

 

Hüseyin Tahmaz

ÜZÜL(ME) SAKINCALI PİYADE

Perşembe, Ocak 24, 2008 · Kategori: Siirlerim

 

Karlı bir Ankara sabahında beyaz kelebeğinle son kez gözgöze geleli sen tam 60 mevsim geçti. Bıraktığın bizler daha az ve daha çaresiz gibiyiz şimdi.

Üzül sakıncalı piyade; din baronluğu yolsuzluk ve yoksullukla saltanatını sürüyor. Tüm endişelerini haklı çıkararak. Sustukça sıra bize geldi.

 Çok şeylere alıştırıldık.İnsanların bir ton kömür iki çuval erzağa şükranlar sunuyor bugünlerde. Sevgi ve erdem yerlerde sürüklenirken,korkunun tohumları içimize her an biraz daha yerleşiyor.

  Sen korkmadan öldün,bizleri ise korkuyla öldürmeye çalışıyorlar.Beyaz kelebeklerle gözgöze son gelip düşünce sen yetkili ve etkili kişiler ne sözler verdiler...Oysa tam 15 yıl geçti,davan hala sürüyor.

Üzülme sakıncalı piyade,söylemiştin yaşarken...

 

 Elinden düşen ve bembeyaz karlar üzerinde yatan aydınlığın kılıcını alacak cesareti ve gücü henüz gösteremedik. Üzül sakıncalı piyade; neyse...

 

 Allah demiş ki; "Diyorlar" "Ey Muhammed hadisime katma yaparsan şah damarını koparırım" sözlerini düşünür dururuz bu aralar üzülme sakıncalı piyade...

 

 Ulusalcılar avunurken

Çanakkale geçilmez

Takiyyeciler demokrasiye sarılmış

Seçilir seçilmez

Uyarmaya çalışırmış inat abidesi Deniz

Bunlar karda yürür belli etmez iz

Oysa garip çoban uyanmışta

Çoktan sahiplenmiş ovayı

Güç bende demişte

Ekine salmış düveyi

Bir fırsatını bulur bulmaz genç koca

Aldatıvermiş divayı

Demedim mi derken hoca

Ben bilirim bunların zikrini kardeşimden

Ya ben ya çarşaf deyip boş olmuştu eşinden

Cennet koylara verilirken iskan

Uyandırmaya çalışırmış uykucuları Özkan

Kaldırmışta başını yaptığı nü resimden

Fetvayı vermiş kainat paşa

"Allah istemeseydi görünmesini saçını

Saçsız yaratırdı kadının başını"

Yaşa,yaşa..

Albüme hazırlanırmış Muhafazakar eşcinsel

Çoktan hazırlamış bile notasını

Tahliye borun patladı sel geçiyor sel

Gel efendim "degajeme" gel

Marstan yeni bir görüntü vermiş Nasa

Bence yakında derler ki o görüntü göğe yükselen İsa

Ninam olsaydı derdi ki ;

Urumon Musa

Kuyruğu kısa

Asıldım da kopmadı

Yıssa da yıssa

Allah allah deyip başörtü şov yaparken yedi kocalı madam

Bıyık altından gülermiş türbanla oynayan adam

Almayın elimden yapbozumu

Tam kurutmadım daha tuzumu

Bende diyorum ki nine :

Senin çemberin gül oya

Girdiğimiz denizde su gelir yedi boya

Bilirim bunlar yüzme bilmezlerden olup

Yani, ana boli boli baba boli boli lup

 

 

Hüseyin TAHMAZ

KUKLA

Pazar, Ocak 13, 2008 · Kategori: Siirlerim

 

    Hedeflerini 2025 olarak koyan fikir grubunun bugünlerdeki taktiği vitrini eskimiş bir zamanların kendince uç isimlerini yeniden vitrin yaparak gündemi meşgul etmek,alttan alta gri propagandalarını bu yolla sürdürmektir.

 

   Hepsi bir şekilde az da olsa aykırı sayılabilecek bu tipler, hem kendi hem de - belki de bilinçsizce -iplerini tutan grubun fikir propagandalarını yapmaktadır. Fikir grubu ise, "Biz herkese açığız,biz herkesle oynarız"imajını ortaya koymaktadır.

 

  Eşcinsellik günümüze has bir olgu değildir. İnsanlık tarihi boyunca hatta hayvanlar aleminde bile eşcinsellik hep olmuştur. Ama vitrine çıkmadığı için,çekinildiği ve bastırıldığı için ancak ve ancak tesadüflerle ya da skandallarla ortaya çıkmıştır.

 

   Günümüzde dünyanın bir çok ülkesinde uluslararası şöhrete sahip eşcinseller bu tercihlerini açık ve net ortaya koymaktan utanmak değil gurur duymaktadırlar. Bu nedenledir ki ; eşcinsellerle ilgili bir çok yasa yürürlüğe girmiştir.

Günümüzde insanlar bir eşcinseli, hal ve hareketlerine ya da haklarındaki dedikodulara bakarak değil, bizzat kendi beyanlarından tanımaktadır.

 

   Peki o zaman bizim milli eşcinselimiz Sayın İpekçi "Ben muhafazakar bir eşcinselim" diyerek ne demek istemektedir? Bence yanıt son derece basittir : Muhafazakar arapça bir kelime olup, sözlük karşıtı "tutucu" demektir. Tutucunun açılımı ise "Bir şeyi, bir fikri,bir alışkıyı değiştirmeden olduğu gibi tutmak isteyen" anlamına gelir.

Yani kukla ve kuklayı oynatan grup...   

Gerisini aşağıdaki taşlamada olan kuklalarla değerlendirmelerinize sunuyorum.

 

Yağ bağında durmadan eşinirsin

Yağ üzeri yağcılık düşünürsün

Sahibin tasmanı çıkardığı gün

Yenisine yağcılık döşenirsin

 

Sen tasmandan geçinirsin

Bense emektar asmamdan

Umarım az gücenirsin

Sen gibilere kusmamdan

 

Atasına yapıp yamuk

Nobeli alınca pamuk

Biraz ezgin biraz süzgün

Suçunu affetmiş cumuk

 

Amele şöhrete ermiş

Özel uçağa binermiş

Haremden dövermiş her gün

Sonra da çiğ köfte yermiş

 

Gamze türbanı bağlarken

Cemil arkayı yağlarken

Fazıl sıvası ağlarken

Kuklacı dermiş ki sürgün

 

Sömür fukaranın duygularını

Gir evine sunup saygılarını

Bugünlerde senin kudret, gurur, ün

Dik dur ha çaktırma kaygılarını

 

Sen geçmişten güç alırsın

Bense aydın gelecekten

Umarım böyle kalırsın

Su çekilince çelikten

 

Hesap çıkarmış dört yandan

Hak istenirmiş Lozan'dan

Cahiliye yapıp düğün

Pay beklermiş kazandan

 

Talan suya çiş katarken

Yobaz fiyaka satarken

Aydın sırt üstü yatarken

Beklermiş fal çıksın düzgün

 

El yutarken kaynakları

Oynayın kelaynakları

Ve birbirinize sövün

Entel dantel oynakları

 

Sanmayın fırtına dinmez

Bulutlar ufukta sinmez

Siz çok iyi bilirsiniz

Evrimde geri dönülmez

 

Hüseyin Tahmaz

 

 

 

 

« Önceki :: Sonraki »