Cennet şöminesi güneş tamamen yaydı ateşini.Artık fark etmiyor,sabahın onu ay da akşamın beşi. Hava yanıyor, toprak çatlıyor.En sert tenler bile buram buram tuz kanıyor.
Bir deniz olmalı :
Kış dargını , yaz yangını bedeninle sarmaş dolaş düşeceğin, mavi yatak beyaz şilte cebelleşeceğin bir deniz olmalı.
Bir meltem olmalı :
Denizlerin ufkundan dağların çam kokuları arasından hafif keşişlemeli, buğu işlemeli bir meltem olmalı ruhunun derinliklerine işlemeli
Bir göz olmalı :
Temmuz yanığı bakışları göz bebeklerinden gönlünün en bakir köşelerini delmeli. Bir el bir belle, bir avuç ay bir bardak meyle tek ruhta tek bedende ayinleşeceğin bir beden olmalı.
Bir aşk yaşanmalı…
Günleri ertelemeden, yarınların ne getireceğini düşünmeden, Temmuz sıcağından çekinmeden yaşayacağın bir aşk rüzgarı olmalı. Öyle bir rüzgar ki, aynısını bir daha estiremeyeceğin beyaz dalgalar üreten bir aşk rüzgarı.
O deniz Ege , o yer Bodrum, o meltem güneyli,o aşk ve sevgili belki de hiç olmayacak Bodrum’un ona benzediği…
Ten ve gönüllerinizin bahar serinliğinde olması dileğimle, Bodrum Sana Benzer kitabımla aynı ismi taşıyan şiirimi sizlerle paylaşıyorum
Ellerimizi birleştirmemize karşın tek yürekte yoğuramamıştık aşkı.aynı gökyüzüne aynı söylemle bakmamıza karşın nasılda farklı görmüşüz meğer yıldızlaşmayı.
yıllar gösterdi işte.
Aşk;kural tanımaz duyguların en asi haliydi ,bizde doğru tanılamıştık.o anlarda demiştikde.
"senin benden benim senden önemli hiç bir şeyimiz yoktur dünyada."ya yıldızlar,ya dönüşüm.düşünmemiştik.ilk yıldız virajında ben önceliğini nasılda değiştirmiştin bir anda.
Cehalet korku dokurken,parmak sallarmış kırmızı gözlü adam "ölüm var" diyerek. Oysa ölüm en unutulmuş masallarda gözyaşı dökermiş adının kullanılmasının verdiği acıyla..
Musanın korkusunu yaymaya çalışırken pitika; koyun dolarmış bir anda köyden şehre inen patika.Din baronu ellerini ovuşturur, övgüler dizermiş "seni zeki çobanköpeği seni pitika". "Hey patron biraz daha malk mülk lazım bana" bakar bakar olayın anlam ve mealini çözmeye çalışırmış gariban Mehmet. Bedava gazeteler yazarmış "hey mehmet GASTE bu GASTE bil bakalım :
uruman musa
kuyruğu kısa
asıldım da gelmedi
yıssa da yısa"
Çok uzaklardaerdemli kuyruklu yıldızlar yeni bir yaşam oluşturmak adına çarpar dururmuşlar tertemiz saf bir genç yıldıza...
Karlı bir Ankara sabahında beyaz kelebeğinle son kez gözgöze geleli sen tam 60 mevsim geçti. Bıraktığın bizler daha az ve daha çaresiz gibiyiz şimdi.
Üzül sakıncalı piyade; din baronluğu yolsuzluk ve yoksullukla saltanatını sürüyor. Tüm endişelerini haklı çıkararak. Sustukça sıra bize geldi.
Çok şeylere alıştırıldık.İnsanların bir ton kömür iki çuval erzağa şükranlar sunuyor bugünlerde. Sevgi ve erdem yerlerde sürüklenirken,korkunun tohumları içimize her an biraz daha yerleşiyor.
Sen korkmadan öldün,bizleri ise korkuyla öldürmeye çalışıyorlar.Beyaz kelebeklerle gözgöze son gelip düşünce sen yetkili ve etkili kişiler ne sözler verdiler...Oysa tam 15 yıl geçti,davan hala sürüyor.
Üzülme sakıncalı piyade,söylemiştin yaşarken...
Elinden düşen ve bembeyaz karlar üzerinde yatan aydınlığın kılıcını alacak cesareti ve gücü henüz gösteremedik. Üzül sakıncalı piyade; neyse...
Allah demiş ki; "Diyorlar" "Ey Muhammed hadisime katma yaparsan şah damarını koparırım" sözlerini düşünür dururuz bu aralar üzülme sakıncalı piyade...
Ulusalcılar avunurken
Çanakkale geçilmez
Takiyyeciler demokrasiye sarılmış
Seçilir seçilmez
Uyarmaya çalışırmış inat abidesi Deniz
Bunlar karda yürür belli etmez iz
Oysa garip çoban uyanmışta
Çoktan sahiplenmiş ovayı
Güç bende demişte
Ekine salmış düveyi
Bir fırsatını bulur bulmaz genç koca
Aldatıvermiş divayı
Demedim mi derken hoca
Ben bilirim bunların zikrini kardeşimden
Ya ben ya çarşaf deyip boş olmuştu eşinden
Cennet koylara verilirken iskan
Uyandırmaya çalışırmış uykucuları Özkan
Kaldırmışta başını yaptığı nü resimden
Fetvayı vermiş kainat paşa
"Allah istemeseydi görünmesini saçını
Saçsız yaratırdı kadının başını"
Yaşa,yaşa..
Albüme hazırlanırmış Muhafazakar eşcinsel
Çoktan hazırlamış bile notasını
Tahliye borun patladı sel geçiyor sel
Gel efendim "degajeme" gel
Marstan yeni bir görüntü vermiş Nasa
Bence yakında derler ki o görüntü göğe yükselen İsa
Ninam olsaydı derdi ki ;
Urumon Musa
Kuyruğu kısa
Asıldım da kopmadı
Yıssa da yıssa
Allah allah deyip başörtü şov yaparken yedi kocalı madam
Hedeflerini 2025 olarak koyan fikir grubunun bugünlerdeki taktiği vitrini eskimiş bir zamanların kendince uç isimlerini yeniden vitrin yaparak gündemi meşgul etmek,alttan alta gri propagandalarını bu yolla sürdürmektir.
Hepsi bir şekilde az da olsa aykırı sayılabilecek bu tipler, hem kendi hem de - belki de bilinçsizce -iplerini tutan grubun fikir propagandalarını yapmaktadır. Fikir grubu ise, "Biz herkese açığız,biz herkesle oynarız"imajını ortaya koymaktadır.
Eşcinsellik günümüze has bir olgu değildir. İnsanlık tarihi boyunca hatta hayvanlar aleminde bile eşcinsellik hep olmuştur. Ama vitrine çıkmadığı için,çekinildiği ve bastırıldığı için ancak ve ancak tesadüflerle ya da skandallarla ortaya çıkmıştır.
Günümüzde dünyanın bir çok ülkesinde uluslararası şöhrete sahip eşcinseller bu tercihlerini açık ve net ortaya koymaktan utanmak değil gurur duymaktadırlar. Bu nedenledir ki ; eşcinsellerle ilgili bir çok yasa yürürlüğe girmiştir.
Günümüzde insanlar bir eşcinseli, hal ve hareketlerine ya da haklarındaki dedikodulara bakarak değil, bizzat kendi beyanlarından tanımaktadır.
Peki o zaman bizim milli eşcinselimiz Sayın İpekçi "Ben muhafazakar bir eşcinselim" diyerek ne demek istemektedir? Bence yanıt son derece basittir : Muhafazakar arapça bir kelime olup, sözlük karşıtı "tutucu" demektir. Tutucunun açılımı ise "Bir şeyi, bir fikri,bir alışkıyı değiştirmeden olduğu gibi tutmak isteyen" anlamına gelir.
Yani kukla ve kuklayı oynatan grup...
Gerisini aşağıdaki taşlamada olan kuklalarla değerlendirmelerinize sunuyorum.