Halikarnas Genellemesi
Pazartesi, Aralık 15, 2008 ·
altta zeytin agaçları
üstte çam
gölge şapkalarını çekmiş
bir ben
birde ruhunu gezdiren çoban
bafa da akşam
yalnızlık bence
gizemli dağ düğümleri
düşlerin egeye egimleri
mavi suyun uçları
selenenin saçları
herekleiada hüzün
nerede ey
tanrıçaları kıskandıran yüzün
suç somut
tanrısal komut
olymposun sahipleri
uçan atlarını saldılar
liplitusun kanatlarını
halikarnas tepelerinde yoldular
huzur buldular
kör kuyunun çıkrığında
boş umut
canlar
ucuz aşka korsanlar
neden yatırıyorsunuz beninizi
tek yanlı hazza
izleyerek oynak denizi
ay karanlığında
iki yaka
kendi aralığında
ter döküyorlar havuza
rüzgarın susunda
temmuz duruluğunda
hasret kuruluğunda
neden ey
gözlerine kurban olduğum
gelemiyoruz
gözgöze
değemiyoruz
dizdize
yetmezmi
hüzün dolduğumuz
huzur yağarken
tanrıların daglarına
tanrıçalar
ruhani namelerle ip atlardı
gözleri şişmiş here
kah oturur kah hoplardı
kıskançlık toplardı
aynı anda
begonvillerin içinde
mavi patlangoçlar
ard arda patlardı
yas çözülür
hicran büzülür
sevda kutlardı
üstat akıl çözerken
zeus un küpelerinden
avını sarmış karayılan
denize çekermiş
karabağın tepelerinden
delirten darbeleriyle
döverken
çatal ada arasında
buz yeşili dallar benim
gözlerim gam karasında
hasretinden yanmış tenim
görsen
helede hatır sorsan
sorsan be varlık nedenim
çapraz sorgusu sürüyor
rüzgarın
dosyaları kum üstüne dürüyor
işte kaptan işte
bu sorguda bitirdim testiyi bir dikişte
sende buna demezmiydin içmek
ilk görüşte
çoktan susmuş tarihin ağası
ruhu küste
nimera mağarası
fena yanılttı
gün gizemi yeniden tanıttı
bense yanıyorum aynı korlarda
ayrık dudaklarım anaforlarda
yıllar önce
yıllar sonra
ayrı makam
aynı dilde
gu guk guk
ü ürüü üüü
hep aynı soluk
ya ben ey
yarından az dünden fazla
sabit aşk yükselen hazla
sök beni ey
bitsin kronik tasam
dök beni ey
bitsin dünyalık yaşam
daglar güzellik içerken
güneş boynunu egmişti
ay termeradan geçerken
saçlarına değmişti
abartma yah demiştin
yüzünü yere eğmiştin
güzelliğini sermiştin
işte yine yürüyor ay
yürüyor
hasretleri sökerek
neden gelmezsin ey
imkansızlığı yıkarak
Ya da en azından sevindirmezsin
göz ucuyla bakarak
gülünü koydum suya
akyarlarda
belki ulaşır sana
ulaşırsa
eğer ulaşırsa
sokma duygularını
hasret moduna
kokla güllerimi
seriver başucuna
ulaşmazsa
eger ulaşmazsa
yanılma
an kattım sanma
sensiz anıma
bir elim kadehimde
diğeri buzda
kadeh buz
buz buzzıanna
su gazdı
can buzdu
tanrılaarın tanrısı buzzıanna
her gece
ısıtırmış gözlerini gizlice
alev boynuzlar yaparmış
şirin görünmek için eşine
meydan okurmuş
günlerin gidişine
kaderin diklenişine
akşamın kafası karışıktı
günindinde
bir gözüm ay rodasında
digeri sen adasında
güneş sıkıntıdan yüzünü kastı
sürpriz rüzgar bir anda
bulutları ütüledi astı
ay dolunaydı
herşey masmavi kumaştı
çekti deniz uydu ay
buydu deniz terledi ay
cenindi suydu deniz
bu yüzden doydu ay
denizi soydu ay
kin
haz çekerken
gün batımı plajlarından
süzüldü sular
körbalığın yüzgecinden
sevgi sıkışmış çıkamıyor
denizin renksiz süzgecinden
ya sen yabancı
neye duacı
şehvete yatırdığın gözlerin
gölgede kururken terin
farkında bile değilsin
güzelliğinin
jüpiterin
gül bayan
güzel bayan
haz mı bakışlarınızın ereği
üzgünüm
sevişmelere kapalıyım
sanmayınız bu prosedür gereği
yanık tepelerin ardında
oynuyordu gölgeler
ihanet
masumiyetin resmini çiziyor dedi
bilgeler
biraz içtim
yönümü seçtim
sensiz hiçtim
dolunay
dokuzuncu dolunay
bilirdikya
kolay düşmez dokuzuncu dolunay
vay halime vay
ruhum yine tenimi sattı
bedenim tümüyle günaha battı
sabah üstüne yakın
kaarakuyu önünde fısıldadı kadın
konuşma sakın
arzuların üstündeydi gözleri
tapınmaya yakın
kırık yıldızlar toplandı
alaladı sözleri
deniz kadifeydi bugün
inciraltı plajında
senin yakanda da öyledir ey
desende yoh yah
olymposun kızı ah
senin elindi
omuzuma değen
yok değildi desen
razıyım düşlerimin
ninni aralıklarına girsen
ruhumun karalıklarına
cila çeksen
nasıl mutlanırım
bir bilsen
küçük tekne
bir sağ
bir sol yıssa yaptı
beyaz tülü açtı baron
karşıda kos
ağlıyordu güzeller güzeli letos
sırıttı adam mırıldandı
ey yüce zeus
eylemin on üzerinden on
bozuldum ey yobazlıktan aymazlıktan
duyuyorum dalgalar şarkı söyler
sözler elem notalar gam
gölgeler seyir eyler
gözleri sırılsıklam
kadın
sarı balkondaki kadın
sindi bebek Ya da karton
endamı on
aşktan fazla
inanılmaz bir hazla
dualanan kadın
varmı bir adın
sevişmelerde tadın
dalgalar girerken yığıntı taşların
bacak aralarına
sen nerelere saklarsın arzularını
yoksa
inancınmı tek muradın
mezarlık kokan evin
kapıları açıldı bugün
sonunu bağladım verdiğin ödevin
sordum
zoraki yanıtladı
yakmasın diye solumu
bir süre buralara düşürmedim yolumu
açık edemedim kızgınlıgımı
diyemedim
söyleyemedim
çiçekeriniz sizi beklerken
gözyaşı dökemeden öldüler
nekadar haklıydın ey
ayrılık saklı bu evde derken
neydi durup dururken
akşamın köründe
akyarlara çeken
yine bilindik sıkıntım
senin tabirinle takıntım
sen saymamdan
senden esen her rüzgarı
jileti keskindi poyrazın
bulutları sıyırdı attı
sonra pusuya yattı
göstersen ey bu fırsat
hiç olmazsa gölgeni
Ya da işaret etsen
gözlerinle bölgeni
ay umut döker bazen
umutlardayım
belki
az sonra gelirsin
gösterirsin yine
gördüğümün ilki
üzerinde o sevdiğim pazen
gülümsersin
yüzünde o bildiğim tanrısal düzen
ay umut saçıyor
karanlık kaçıyor
haydi ey
bir görün
bir görün lütfen
gerilim doğrulurken sinsice
hereye kükrermiş zeus
bilmezmisin iki şeyden korkarım
aşırı lafazanlık uzun süre sus
gözler anında girermiş devreye
sarılırmış here
renkli bulutlarla
aynıyız
kalemimde lafazanlık
sende sus
işte buradayım
nerede gözlerin ey
bir gör Ya da
bir kelime konuş
kalem
mavi kalem
içinde elem
tura döküyor yine
yazı yerine
anlat guguk kuşu
mor patlangocun sırrını anlat
içimi kanat
sonra sus
ben inleyeyim yerine
yatırayım çağrımı
daha derine
belki asıl duyar
çağrımı sıraya koyar
balık
iri balık
dönerken veli köşesinden
darbe aldı küt kayanın burnundan
gözgöze geldik sordum
yenimi çıktın rakı şişesinden
yoksa zorunmu var karnından
yani
büyük balık küçük balık ham
ya kaptan deli kaptan
bir daha anlatsan
hangi maymun et alıyordu
kasaptan
açık hesaptan
diş istemez balık
sindirmek için
çene ister rakı
neş e yi bindirmek için
erdem ister gönül
erdem ister
sevdayı sürdürmek için
fer istedi gözlerim
menzile ermek için
açlığımı gördüm
destenin valesinde
gölgemi kumlara serdim
kadıkalesinde
saygının terazisinde
birinci bölümün sonu

